Sinan'ın Yeri

Bu siteye ulaştıysanız muhtemelen görmenizi istediğim birkaç yazı var demektir.

Category Archives: Yepisyeni

Gerginlik

Yazı Denemeleri 1: Belirli anlarda tepkisini ilginç/kötü davranışlarla gösteren bir insanı anlat.

Halit’in kişiliğindeki küçük bir özellik, onun hikâyesini tanıdığım diğer insanlardan daha anlatılası kılıyordu. Onu tanımama neden olan olay, muhtemelen kendisinin bile tahmin edemeyeceği sonuçlar yaratmıştı.

Üyeleri öğretmenlerden oluşan mütevazı bir ailenin ikinci çocuğu olarak doğmuştu Halit. Pek de şeker, pek de tatlıydı maşallah. Ağlamayı severdi, ağlamayı kullanırdı her çocuk gibi. Konuşmayı öğrenip istekleri öğrendiği kelimeler doğrultusunda artınca, Halit’i anlamak kolaylaşması gerekirken zorlaştı. Acıktığını anlatmaya çalışırken evdeki eşyaların ismini sayıyor, yere düştüğünde peşinden koştuğu “havhav”ın sesini taklit ediyor, mahalle maçlarında ona sert müdahale yapıldığında faul olduğunu anlatmaya çalışan bir mimikle “annem kesin kızacak bu sefer” gibi, çok da yeri olmayan şeyler söylüyordu. Öğrendiği kelimelerin sayısı iyiden iyiye arttığında belli oldu Halit’in sorunu. Gergin olduğu her an aklından o an ne geçiyorsa onu söylüyordu Halit. Sanki beyninde gerginliğe giden kablolar, düşüncelerine giden kablolara temas ettiği için ikisi birden çalışmaya başlıyormuş gibi…  Bu yazının devamını oku

Geleceğin ressamı

Emre’nin geleceğin en başarılı karikatürist adaylarından bir tanesi olduğu, o henüz küçücükken belli olmuştu. Eline aldığı boya kalemi ile kağıtlara, masalara ve duvarlara çizdiği resimler bunun kanıtıydı. Seçtiği herhangi bir renk ile serbest çalışma tekniği kullanarak yaptığı eserler aile eşrafı tarafından sevinçle karşılanmış: “Ay Metin, kesin ressam olacak bu çocuk. Baksana daha üç yaşında ne kadar da yaratıcı ve güzel şeyler çiziyor.” denilerek pohpohlanmıştı. Bu süreç ilkokulda da devam etti. Resim derslerinde aldığı 5’ler, onu da gaza getirmiş, sınıftaki bütün arkadaşları astronot, doktor, öğretmen ya da sınırsız abur-cubur yemek için bakkal olmak istiyorken, o bohem yaşam tarzını seçmiş ve ressam olmak istediğini söylemişti.

Tabi, Emre’nin ailesinin düşünceleri süreklilik göstermiyordu, Emre’nin liseye geçeceği yıl güzel sanatlar lisesine hazırlanmasına karşı çıkmışlar ve onu yaşadıkları yerin iyi dershanelerinden birine göndermişlerdi. Emre bu işe biraz bozulmuş olsa da, yakın arkadaşlarıyla aynı dershaneye gitme fikri ona da çekici gelmiş ve ailesine başkaldırmak yerine küçük homurdanmalarla sınırlandırmıştı kendisini. Sınav sonuçları açıklandığında yine de ilk tercihini güzel sanatlar lisesinden yana kullanmak istemiş, ancak puanı Anadolu Lisesine yetebileceği için, ailesi onun gidebileceği en düzgün okula gitmesi gerektiği ve resim yapmaya hobi olarak devam etmesinin daha iyi olacağı konusunda hemfikir olmuştu. Emre, kendi geleceği hakkında zerre söz sahibi olamamasına çatlak, yeni ergen sesiyle haklı tepkiler gösterse de, ailesi bir hafta içinde azalarak biteceğini bildikleri bu tepkilere çok aldırmamışlardı. Bu yazının devamını oku